Mikroplastikler Kıyıya Vuruyor, Sessizlik Büyüyor.
Mersin, Türkiye'nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip, deniziyle, turizmiyle, balıkçılığıyla ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir kent. Ancak bugün sahillerimizde yaşanan mikroplastik felaketi karşısında dikkat çeken bir başka gerçek daha var: Sessizlik.
Aylar geçiyor. Sahillerde milyonlarca mikroplastik parçacığı görülüyor. Vatandaşlar fotoğraflar çekiyor, videolar paylaşıyor, bilim insanları uyarıyor. Avrupa'dan ithal edilen çöplerin öğütülerek denize salındığı iddiaları her gün dile getirilmesine rağmen kamuoyunu tatmin edecek kapsamlı bir açıklama, bir eylem planı veya kurumlar arası koordinasyonu gösteren güçlü bir irade henüz ortaya konulmuş değil. Son dönemde yapılan bilimsel değerlendirmeler, Mersin kıyılarındaki plastik ve mikroplastik kirliliğinin deniz ekosistemi, biyoçeşitlilik ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığına işaret ediyor.
Bu mesele artık yalnızca çevre sorunu değildir.
Bu mesele turizm sorunudur.
Bu mesele halk sağlığı sorunudur.
Bu mesele gelecek nesillere bırakacağımız mirasın sorunudur.
Mikroplastikler gözle görülmeyecek kadar küçük olabilir; ancak oluşturdukları tehlike devasa boyuttadır. Deniz canlıları tarafından tüketilen bu parçacıklar besin zincirine karışıyor, sofralarımıza kadar ulaşıyor. Bilim insanları, Mersin kıyılarında plastik kirliliğinin kıyı sedimanlarına kadar yayıldığını ve ekosistemin farklı katmanlarını etkilediğini belirtiyor.
Bugün asıl sorulması gereken soru şudur:
Bu sorunun sorumluluğunu kim üstlenecek?
Elbette tek bir kurum değil.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na düşen görev:
Bakanlık, kıyı boyunca ayrıntılı mikroplastik analizlerini kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Kirliliğin kaynağı bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarılmalı, geri dönüşüm tesisleri, sanayi kuruluşları, dere yatakları ve atık su deşarjları sıkı biçimde denetlenmelidir. İhlal tespit edilen işletmelere caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Tarım ve Orman Bakanlığı'na düşen görev:
Balıkçılık ürünlerinde düzenli mikroplastik analizleri yapılmalı ve sonuçlar şeffaf biçimde açıklanmalıdır.
Deniz canlılarının korunmasına yönelik bilimsel izleme programları genişletilmelidir.
Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne düşen görev:
Belediye bugüne kadar çeşitli çevre çalışmaları yürütmüş olsa da, mikroplastik sorunu için özel bir kriz masası oluşturmalı; sahillerde düzenli numune alma, temizlik, veri paylaşımı ve vatandaş bilgilendirme süreçlerini görünür hale getirmelidir.
İlçe belediyelerine düşen görev:
Kıyı temizlikleri yalnızca yaz sezonunda yapılan rutin faaliyetler olmamalıdır.
Dere ağızları sürekli kontrol edilmeli, plastik atıkların denize ulaşması engellenmelidir.
Mersin Üniversitesi ve diğer bilim kuruluşlarına düşen görev:
Bilim insanlarının çalışmaları yalnızca akademik makalelerde kalmamalıdır.
Yerel yönetimler ve kamu kurumlarıyla ortak çalışmalar yapılarak düzenli raporlar yayımlanmalı, halk doğru bilgilerle bilgilendirilmelidir.
Liman işletmeleri ve sanayi kuruluşlarına düşen görev:
"Bizden kaynaklanmıyor." demek yeterli değildir.
Şeffaf olunmalıdır.
Bağımsız çevre denetimleri desteklenmeli, atık yönetim süreçleri kamuoyuna açık hale getirilmelidir.
Vatandaşlara düşen görev:
Her şeyi devletten beklemek de çözüm değildir.
Sahile bırakılan her plastik şişe, her poşet ve her sigara izmariti yarının mikroplastiğine dönüşmektedir.
Tek kullanımlık plastik tüketimini azaltmak, atıkları doğru şekilde ayrıştırmak, çevreyi kirletenleri ihbar etmek ve gönüllü kıyı temizliği çalışmalarına katılmak artık bir tercih değil, vatandaşlık sorumluluğudur.
Basına ve sivil toplum kuruluşlarına düşen görev:
Bu konu birkaç gün konuşulup unutulacak bir haber değildir.
Mikroplastikler seçim takvimine göre hareket etmiyor.
Deniz, siyaset üstü bir yaşam alanıdır.
Bugün susarsak, yarın çocuklarımıza temiz bir Akdeniz bırakamayacağız.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan haberlerde, bazı uzmanlar kirliliğin olası kaynakları arasında geri dönüşüm tesislerinden taşınan plastik parçacıklarını ve Avrupa'dan ithal edilen çöplere işaret ederken, bu iddiaların kapsamlı resmi incelemelerle netleştirilmesi gerektiğini de vurguluyor.
Artık kurumların birbirine bakma zamanı değil.
Artık açıklama yapma zamanı.
Artık bilimsel verileri paylaşma zamanı.
Artık denetleme zamanı.
Artık hesap verme zamanı.
Çünkü Mersin'in sahilleri yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır.
Ve o miras, sessizce avuçlarımızın arasından kayıp gidiyor.