CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine, 7'inci günde devam ediliyor. İmamoğlu duruşmanın başında 3 dakikalık söz hakkı almak istedi. Mahkeme başkanı onayladı ve İmamoğlu sanık kürsüsünde konuşma yaptı. "Gözlemlediğim kadarıyla burada gerçekten asimetrik bir durum, yaşanan bir sıkıntı var" dedi, müzakere kapılarının açık tutulması halinde kimsenin mahkemeye saygısızlık yapmayacağını belirtti, duruşma salonuna girişte uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasını istedi. İmamoğlu, "Son olarak, 'sürpriz' dediğim çıkışların bu ülkeye çok şey kazandıracağını düşünüyorum. Bu ülke bir yılda 150 milyar dolar kaybetti. Bu dava öyle sıradan bir dava değil; çok büyük bir dava. Bu mahkeme, bu duruşma çok önemli. Sorumluluğunuz çok büyük..." dedi.
İmamoğlu şunları söyledi:
"Ramazan ayındayız... Ramazan Bayramı geliyor. İnşallah herkesin ettiği dualar -eminim ki huzur, barış, adalet, mutluluk ve geçim içindir- kabul olur. Hepsinin kabulünü diliyorum.
"Gözlemlediğim kadarıyla burada gerçekten asimetrik bir durum, yaşanan bir sıkıntı var"
Ramazan Bayramı’na gireceğiz ve bugün bayramdan önceki son gün. Dolayısıyla tabii ki bir olgunlaşma, bir takım süreçlerin işlediği; karşılıklı müzakere ve diyalog süreçlerinin yaşandığı bir dönem oldu. İstenmeyen şeyler oldu ya da insanların kendi sıkıntılarından ve yaşadıklarından kaynaklanan talepleri oldu. Bu çerçevede, benim gözlemlediğim kadarıyla burada gerçekten asimetrik bir durum, yaşanan bir sıkıntı var.
Örneğin ailelerden bir kişi alınıyor. Ben sabah telefon hakkım kapsamında, haftada 10 dakika eşimle konuştum. Aileden bir kişi… Zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Buraya gelip gördükleri anda mutlu olanlar var, umudu büyüyenler var. Bu insanların 'bir kişi' diye bir kısıtlamayla buraya gelmelerinin doğru olmadığını düşünüyorum.
"'3 avukatla sınırlama'nın da doğru olmadığını düşünüyorum"
İkinci asimetrik durum: 107 tutuklu burada öncelikli yargılanıyor ve bu 107 tutuklunun 3 avukatı gelebilir deniyor. Bu şöyle eksik kalıyor: Zaten insanların haftada bir gün görüşme günleri var ve o görüşme günlerini değiştirmediler. Ben mesela kendi adıma, her gün katılmak zorundayım dediğim için beni izinli olduğumuz güne, buranın olmadığı güne kaydırıyorlar. Dolayısıyla bu '3 avukatla sınırlama'nın da doğru olmadığını düşünüyorum.
Yani bu kapsamda artık bu, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın takip ettiği bir duruşma. Buradan umut eder ve dileriz ki yüzde 15’lere kadar düşen adalete inanç, bu mahkemede büyüsün; yani bir geri dönüş başlasın. Bu çerçevede meslektaşlarımızın, avukatların buraya gelip duruşmayı dinlemek ve takip etmek istemesi; barolar başta olmak üzere farklı meslektaşların oluşturduğu destek grupları var. Bu bakımdan bunun da çok asimetrik bir kısıtlama şekline dönüştüğünü düşünüyorum.
"Basının duruşmayı 50-60 metre geriden izlemek zorunda bırakılması, mahkemenin itibarını zedeleyen bir durum"
Çok önemli bir konu da medya. Buradan gerçekten kuş bakışı, 50–60 metre geriden izlemek zorunda bırakılmaları; bu mahkemenin itibarını zedeleyen bir durum. Görüyorsunuz ki boşluklar var ve bu boşlukların öncelikli sebebi kısıtlamalar. Basın mensuplarının burayı izlemesi ve takip etmesi, hem kamuoyunun hem de heyetin daha iyi tanınması açısından daha doğru bir çerçeve sunar. Buna rağmen konunun bu şekilde ele alınması sorunlu.
Sonrasında siyasetçiler veya belediyemiz… İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili giremedi. Evet, sonradan birtakım müzakereler olmuş ama yine de giremedi. Bu durum nereye kadar varıyor? Düşünün ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yöneticileri burada, belediye başkanı burada. Burayı izlemeye gelmek isteyen sadece başkanvekili değil; aynı zamanda genel sekreter yardımcıları da gelmek isteyebilir. Çünkü konuşulan her meselenin muhatabı bu yöneticiler.
Bakın, ben senede bir kez yöneticileri davet ediyorum. Müdür ve üstü kaç kişi biliyor musunuz? Bin üç yüz kişi. Bu bin üç yüz kişiyle senede bir kez, tam gün süren bir toplantı yapıyoruz. Kocaman bir oditoryumu ayırıyoruz ve orada çalışıyoruz. Burada konuşulan her konu, Büyükşehir Belediyesi’nin yöneticilerini doğrudan ilgilendiriyor ve bilgilendiriyor.
"Bunlar bir çete değil; ayıplı bir suçun peşinde koşan insanlar da değil"
Bunlar -çok affedersiniz- bir çete değil; ayıplı bir suçun peşinde koşan insanlar da değil. Bunlar itibarlı, liyakatli; burada olan ve olmayan, geçmişi güçlü insanlardır.
Bunların buraya gelme arzuları var. İddianamede de biliyorsunuz ki CHP, ilk başından itibaren suçlu ve kapatmaya gidecek kadar suçlu konumda gösteriliyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin il başkanlığının bile buraya girişi sanki bir lütufmuş gibi ikram ediliyor. Bu doğru değil. Bu bağlamda, bakınız; ben biliyorum, derinlemesine müzakereler de yapılıyor. İl başkanımızdan notlar alıyorum, avukatım aracılığıyla bana bilgiler iletiliyor. Yani büyük çaba şu: Jandarmamızla karşı karşıya gelmeyelim, dışarıda en ufak bir müdahaleye asla sebebiyet vermeyelim. Özenli çalışalım ve herkes buraya medeni bir şekilde girebilsin. Taahhüt ediyoruz ki sizin de işinizi kolaylaştırmak adına üzerimize düşeni yapalım.
"Bu tür asimetrik sınırlamaların ve kısıtlamaların ne size, ne heyetinize ne de burada yargılanan insanların adil yargılanma süreçlerine en ufak bir katkısı yoktur"
Bakın, bu kadar zor durumdaki yargı müessesesinin hak ettiği değeri elde edebilmesi adına herkes sorumluluk almaya hazır. Bunun adı Cumhuriyet Halk Partisi olur, muhalefet partileri olur, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olur ya da diğer kurum ve kuruluşlar olur; inanınız ki herkes sorumluluk almaya hazır. Bu çerçevede bütünüyle taahhüt ediyoruz ki lütfen bunu bayramda iyi değerlendiriniz. İstirham ediyorum, bir bayram havasında değerlendiriniz. Ailenizle otururken bile lütfen zihninizde olsun.
Bu tür asimetrik sınırlamaların ve kısıtlamaların ne size, ne heyetinize ne de burada yargılanan insanların adil yargılanma süreçlerine en ufak bir katkısı yoktur. Bunun tersine çevrilebileceğini umut ediyorum. Gerçekten insanların buna ihtiyacı var.
Son olarak; tarihte bazen öyle ilginç çıkışlar olmuştur ki unutulmaz. Ben de bunu söyleyerek sözlerimi toparlamak istiyorum. Bütün bunları revize ederseniz, müzakere kapınızı açık tutarsanız kimse sizin makamınıza saygısızlık yapmaz. Bakın, yapmaz. 'Yapamaz' demiyorum, 'yapmaz' diyorum. Onun için müzakere kapısını açık tutarsanız; bu ister benim avukatlarım olur, ister başka temsilciler olur, isterse siyasî aktörler olur, hiçbir şeffaflık kaybınız olmaz. Aksine, burada çok daha makul, çok daha itibarlı ve çok daha medeni bir çizgi oluşturursunuz. Ve gerçekten kazanan, yüce Türk yargısı ve yüce Türk milleti olur. Ben bunu istirham ediyorum.
En azından burada haklıyız. Naklen yayınların konuşulduğu bir noktadan bu kısıtlamalara gelmek doğru bir evrilme değil. Bunu da istirham ediyorum.
"Bu mahkeme, bu duruşma çok önemli. Sorumluluğunuz çok büyük"
Son olarak, 'sürpriz' dediğim çıkışların bu ülkeye çok şey kazandıracağını düşünüyorum. Bu ülke bir yılda 150 milyar dolar kaybetti. Bu dava öyle sıradan bir dava değil; çok büyük bir dava. Bu mahkeme, bu duruşma çok önemli. Sorumluluğunuz çok büyük. Lütfen bu söylediklerimi dikkate almanızı rica ediyorum.
O 'sürpriz' dediğim çıkışın altında da şu var: Bayrama giriyoruz. Herkes ailesiyle güzel günler geçirsin; bu milletin her evladının en güzel günleri olsun. Ama bazen öyle bir karar verirsiniz ki, buradan bazı insanları serbest bırakır, evlerine gönderir, tutuksuz yargılanma hakkını tanırsınız; işte o zaman tarih değişir."
Bunu sadece size emanet ediyorum. Bu duygularımı sizinle paylaşmak istedim. Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.