Türkiye’de sosyal medya platformlarında üst üste alınan erişim engeli kararları dijital alandaki özgürlük tartışmalarını yeniden alevlendirdi. LGBTİ+ dernekleri ve aktivist hesaplarıyla başlayan engelleme dalgası; Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gibi kritik kurumların X ve Instagram hesaplarına kadar genişledi.
Gelişmelerin ardından yazılı bir açıklama yayımlayan DİSK Basın-İş, uygulamanın doğrudan basın, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü hedef aldığını belirterek karara sert tepki gösterdi.
"Jet Hızıyla Görünmez Kılma Operasyonu"
Demokratik bir hukuk devletinde halkın haber alma hakkının Anayasa ile güvence altında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, dijital alandaki baskıların kurumsal bir boyuta ulaştığı vurgulandı. DİSK Basın-İş tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"LGBTİ+ dernekleri ve topluluklarına yönelik başlayan erişim engelleri, bağımsız medya organları ve hak temelli sivil toplum kuruluşlarıyla devam etmektedir. Farklı alanlarda faaliyet yürüten kurumların hesaplarının Türkiye’den erişime kapatılması, sansür pratiğinin ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. Söz konusu hesapların jet hızıyla görünmez kılınması, keyfi ve denetimsiz bir müdahaledir."
"Soyut Gerekçelerle İfade Özgürlüğü Sınırlandırılamaz"
Sivil toplumun ve bağımsız basının sessizleştirilmesinin çoğulcu demokrasiye darbe vurduğunu belirten sendika, sansürün "milli güvenlik" veya "kamu düzeni" gibi gerekçelerle meşrulaştırılamayacağını ifade etti:
-
Susturma Politikaları: Kamuoyunu bilgilendiren aktörlerin engellenmesi toplumun haber alma ve hak arama kapasitesini kısıtlamaktadır.
-
Şeffaflık Çağrısı: İfade özgürlüğüne yönelik her kısıtlama hukuki, şeffaf ve orantılı olmak zorundadır.
-
X Platformuna Çağrı: DİSK Basın-İş, X platformunun erişim engeli kararlarını derhal geri çekmesini ve kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapmasını talep etti.
"Basın Özgürlüğü Her Yurttaşın Özgürlüğüdür"
Açıklamanın son bölümünde yetkili kamu kurumları Anayasal hakları korumaya davet edilirken, kamuoyuna da duyarlılık çağrısı yapıldı:
"Susturma operasyonları genişleyerek devam ettiği sürece demokratik kamusal alan daralmakta, toplumun hakikatle kurduğu bağ zayıflamaktadır. Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, tüm yurttaşların özgürlüğüdür. Bu engellemeler karşısında sessiz kalmak, sansürün bir parçası olmak demektir."